Gördüğün kadarı değil; karanlık çok şeyi saklar.. Özellikle kendi rengindekileri en önce yutar.. Kaç kişiyiz sence?

Adını duyunca çıldıran ben, görsem bile kılım kıpırdamayacak kadar tutkusuzum artık. Ne hale geldim, ben bile şaşıyorum. Bu kadarını yaşayacağım aklıma gelmezdi. Can yakıyor desem, yanacak can nerede? Mangaldaki köz de elbet bir yerde kül olmaya mahkum. 

Formasyon alan hiç mi yok.. :ı

Pazartesi, Ekim 20, 2014

Düşünüyorum hiç kimse olan o muydu ben miydim yoksa düşüncede kalan karakterler mi, kimin hakkıydı gerçekten? 

Bilmediğim çok şey var.. İkisini bir arada düşünemediğim çoğu şey var.. Gözlerimi kapattığımda hayaller yerine gözlerimi kapattığım için oluşan karanlık var. ” Hep böyle mi devam edeceksin? ” diyen dostum için adlı adınca söylemeyeceğim cevabım var. Kendimi tanıdıkça uzaklaştığım insanlar, kendimi tanıdıkça kendimi çözümsüz bırakışlarım var. Hayatı bir skor tablosu olarak gördüğüm zamana dönmek için fazla yalnız kaldım. Ama sorun ettiğim şey yalnızlık olmadı. Yönünü şaşıran bir ahmak olduğum gerçeğini yenmek çok zor geliyor. Düzene giremeden rölantiye bağladım.

Herkesin yaraları vardır. Herkes bir yerde kanar, kimisi kabuk tutmaz, kimisi irin toplar, kimisinin yara üstüne bir yara daha kavuşur, kimisine tuz basılır kimisine tütün, kimisinin kalın kabuğu bir anda düşer ve unutulur. Yara bu acır, acıtır, acıtırsın belki de kaşıdıkça. Fakat görmedikçe hangisinin acıttığı ya da acıdığını bilemezsin. Keza anlatılan her acı bir yara olabilir.. Ama sızlatır mı orasından hiç mi hiç emin olmazsın.. O yüzden bırakalım şu yaralarını iyi edeceğim, yaralarından seveceğim, sevgimle kuruyacak tatavasını. Başka bir yara açmamaya özen gösterin kafi. 

Pazar, Ekim 19, 2014

Birbirinin kopyası insanlar farklı olduklarını dillerine pelesenk ettiğinden, insan; hayat içinde çok sıradanlaştı..

Cumartesi, Ekim 18, 2014

Hayatımı benzetebileceğim en güzel benzetme dolup boşalan kül tablaları olabilir.. Dolup dolup boşalıyor, yanında telvesi kalan kahvelerle.. Boşaltmadığım takdirde rahatsız edici çürümüş izmarit kokusu.. Bir doldurmaya iki boşaltmaya hiç üşenmemek gerekiyor.

Her bir istekte ” oldu, iyi günler ” cümlesi kadar samimi ve ilgiliyim. 

Sevmek için sebepler biriktirmeden önce sevdim, avuç içlerim hep boştu. Sevilmek için sebeplerim varken sevilmedim, sebeplerim tükenirken sevdi beni. Yanına sıcaklığımı ve insanlığımı aldı, uzaklaştım. Sebeplerim tükendi artık, aranızda olmaktan sıkıldım. Bir arada oluşumuz çeşitlilikten uzak, bir işkence artık..

Perşembe, Ekim 16, 2014

Bi sus hani, vız vız vız..

Çarşamba, Ekim 15, 2014
"The Dragonborn Comes" by Malukah (cover)
Salı, Ekim 14, 2014
"Small Mountain" by Midlake

Diğerleri gibi verebildiği tüm şeyler üzerinde hüküm sürer. 
Geçen günler hiçbir şeye değmezken 
Kimse bir şey anlamaz. 

Uzanan bütün gövdelerin sivri köşelerine çarptım acısını hissettiğimi söylesem yalan olur. Ben kendi acımdan kopan parçalarımı bile hissedemeyecek kadar uyuşmuştum ve tüm gösterişli kurtarıcılar sadece zaman kaybı, zamanın içinde sürünen ben için..

Aşağılamak ve aşağılanmak.. İkisinin farklı dozajlarını arzu ediyor ve böylelikle yaşıyoruz birbirimizin içinde. Kandırılacak kadar saf olmaya rağmen kandıracak kadar şeytan olma derdimiz ekleniyor üstüne.

Dokunmak, hissetmeyi bahane ederek ilkel olan dürtülerimizi süslemenin bir yolu elbette bulacaktık.. Çok düşünüyormuş gibiydik, hepsi bu.

Seni ardımda bıraktığımda anıları bırakmak o kadar kolay olmadı. Sonra kapı çaldı;birkaç kişi öldü. Bir tane de yavru kedi. Manevi bir yok oluştan bahsetmiyorum, maddeleri de toprağa karıştı. Sonra çalan kapıdan birileri girdi.. Dedim ki; bir daha asla!

Ama o denilen hiçbir cümlenin ana fikri değildi.

 
Sonraki sayfa