Gördüğün kadarı değil; karanlık çok şeyi saklar.. Özellikle kendi rengindekileri en önce yutar.. Kaç kişiyiz sence?

Gerçek olduğuma insanlar kadar bende inanmıyordum. Ama yine de anlaşamıyorduk bir türlü..

Cumartesi, Eylül 20, 2014
"Kiss Me Quick" by Elvis Presley

"Bana sıkıca sarıl ve gitmeme izin verme" olmaz mı?

O kadar mutsuzduk ve boğuluyorduk ki içimizdeki kaosta dünyanın bu kadar basit ve aptal bir döngü içinde bizi öğütmesine dayanamıyorduk. Bir yolumuzda yoktu kendimize bir yol inşa etmeyi bile beceremedik. Ne kadar karışmak istedikse o kadar kusulduk hayat tarafından. Sonun ben umarsız oldum ve onun ne olduğunu bile unuttum. Oysa beni bir kimlik içinde kendimi kendime dönüştürdüğüme inandı. Hiçbir şey olmamıştı sadece ben vazgeçmiştim, daha fazla savaş vermek gelmiyordu içimden.. 

Hiçbir şeyin farkına varamadan bir özlem törenin ortasında bulmak kendini. Ekşi bir yalnızlık; büyük gölgeli küçük bir adamın terk etmeye yüz tutmuş ten kokusu. Ruhumu kamaştırıyor hepsi bu..

Herhangi bir konuma değer olduğumu düşünmek için varlığımı bir yere sabitlemeliyim önce. Kök salmanın manasıyla bir yerde olmayı becerebilmeliyim. Bu olmadıkça süs eşyası gibi ordan oraya konulup bir yerde de kırılacağım. Ama ne kırılmaya ne de sabit kalmaya tahammül edemiyorum, yeterince kendi içime çakılıp kalmış durumdayım. Karşılayabileceğim hiçbir şeyim olmamasına karşın karşılayacakta hiçbir şeyim yok.. Tükenmeden tükendim, hala şoktayım..

Perşembe, Eylül 18, 2014

Duygusal çemberlerde dönemeyecek kadar köşeliyim..

Sudan çıkmış balığa döndüğüm an hayatımın merkezindeki tek çekici güç insanlar oldu. Gözlerinin içinden akan pırıltının şehvetimle özümsemek için her şeyi yaptım. Ayakta kalmalıydım ve bir şekilde aptal halimi bir kenara atmalıydım. Aciz ve güçlü perdenin arkasında sadece izliyordum. Savaşmak için hiçbir çabam olmadı. Nereye kadar alçak nereye kadar onurlu olduklarını görürken kendime dönüp bakma zorunluluğu hiç görmedim. Belli bir yerde değildim, olmak istedim. Okyanusu terk eden bir balıktım ya da fanusunu terk etmiş. İkisi de yeterince derindi gözümde.. Neden durmam gerektiğini anlamadan bitti. Pırıltı kayboldu, insanlar tükendi içimde.. Sadece bir gecenin içinde her şeyi kenara koymak ne kadar akıllıcaydı, muhasebesi yapamayacak kadar sıkılmıştım. İsteğimi kaybetmemiştim ama artık fark etmiyordu..

Salı, Eylül 16, 2014
"Sen" by Gren

Zaman; gelecek ve telaş sarmalında ilerlerken mevcudiyetimi saran uyuşukluktan hiç sıkılmadım. Aksi ve çirkin giderek kendi içinde huysuzluğun tepkisiz kabuğuna sarınmış bir ben olma. Bir yere yetişmek ya da bir şey olmak istemiyorum.. Bir anlam ifade etmek için kendimi ortadan ikiye ayıramayacak kadar uyuştum. Tek isteğim bir duman daha fazla çekecek nefesimin olması..

Adam: Saplanmışsın, yüzeye çıkmak aklına bile gelmiyor.
Madam: Saplantım hayatımın tek doğrusu ise, yüzeye çıkmayı aklıma getirmememden doğal ne var?
Pazar, Eylül 14, 2014

Bazı günler kabus olsun istersin sadece kabus.. Ben senelerdir bir kabustan uyanmaya çalıştım. Kabustu her şey ve uyanacaktım. Kafama balyoz yedim sanki. Hala uyanamadım.

Ankara seninle de kanlı bıçaklı olmuşum ben, sevme sebebim öldürdün seninle de bu kadar nefret dolu bir sona yaklaştığımı hiç fark etmemiştim.. 

" Benim seni sevmem hata mı? " cevabı içine ceset misali saklanan dilde kötü bir tat bırakan sorulardan..

Cumartesi, Eylül 13, 2014

Canım ben acı severim.. Acısız olması literatürümde yok mesela. Ondan sonra ekşi severim; yüzüm buruşsun böyle dişim kamaşsın. Sen gelmiş bana pamuk helva tatlılığında mutlu bir hayat diyorsun.. Ne kadar uydum ben oraya bir düşün şimdi..

Savaş stratejisi olmayan ülke gibiyim sana karşı. Seni kazanmayı değil, kaybetmeyi çok iyi becerdim bu yüzden.

 
Sonraki sayfa